January 2012
8 posts
tabii ki sizek YR’e gelmedi ya özden biz gittik ona the cup’ta! :)
yumuşak g noktası
kapıdan içeri girdiğinde birini sendeletebilecek bir adam değilken sen, ne sivri dişlerin vampir olduğundan, ne paspal halin şapşallıktan ne de göbeğin bira’dan değilken, ne serseri ne beyefendi ne orta direkken, yani hayatta bile belirlenmiş bir role sahip değilken neden ben sen adımını attığın an kapıdan sendeledim o gün:
kadınlar aşık oldukları adamla yattıklarından daha fazla...
arkası yarın önü ne zamandı?
adımı kaç kere senden okudum, yani kaç resmi mailde yanında bi virgülle, adımı kaç kez senden duydum yani kaç gayrıresmi gecede, yanında bi ünlemle. adımı sıfatlarımı…
ben seni kaç kez duydum, ben sana nerde doydum, benim seninle olmadığım bu sahneleri kim yazdı, kim içine yine de bu kadar seni de koydu, kötü dizilerde bütçe yüzünden diziden çıkarılan karakterlerin açıklamasını bile...
ben bundan 1 sene önce ölmedim.
ama akıllandım mı hayır!
homer
evcil olmak, evci olmak, evde kalmak. hepsini memnuniyetle kabul ederim. küçükken barbie bebek evim vardı. şimdi de kendi evimle oynuyorum. tam bi kadına göre. memnuniyetle. ev için şimdi bazı planlarım var. o kadar çok planım var ki. bu planları planlamak için bi plan yapmalıyım. bu konuyu gündemime aldım. bana küçük ayrıntılar lazım. bana küçük mutluluklar da lazım. o ayrı konu. bana beni...
diğer kadın
merhaba, otur istersen ama sığamayabiliriz. ben yeterince büyüdüm. bi koltuğa iki kişi oturmayı sevmiyorum. seni buraya davet eden adamı da artık eskisi kadar sevmiyorum, sevemiyorum. seni tanımıyorum bile zaten, ne işin var uykumda.
Ikibinonikinci kez!
Yeni yil hayaletleriyle geldi, bizimkiler kalabalik, eve sigamiyoruz, her yeni sey bi eski seyi hatirlatarak ilerliyor, nizami sira hic sasmiyor. Ben sasiyorum, sasiriyorum. Kararlarim diz boyu, girtlak boyu aslinda girtlagima kadar battim to do ve to be’lere. Sakince uzan onumde 2012. Bakalim, gorelim, gecelim rica ederim. Hayaletleri de artik azad edelim.
December 2011
10 posts
şeylerin kokusu!
bodyshop’ın yeni kremleri christmas kokuyor dedim, dalga geçti. christmas’ın bir kokusu var mıdır, vardır. duygusu olan her şeyin kokusu vardır. bir erkeğe aşık olmanın, bir erkeğe aşık olamamanın, bir erkeğin -ama o erkeğin - sana aşık olmamasının, tek gecelik ilişkinin, çok gecelik çelişkinin, herkesin evinin, anneannenin, çocukluğunun geçtiği şehrin, yolculuğun, kalmanın, her...
somewhere over the rainbow
http://fizy.com/#s/3wdcgn
yani olmayan bi yerlerde. inanmadığımız birileriyle. bi göz oyunundan ibaret şeylerle.
bizim bu senemiz kendimizi kandırarak geçti, biz bu sene epey kandırıkçı, bir hayli uydurukçu, biraz fazla hayaliydik romandık ve dahi kahraman değildik. durup durup çayımızdan, biramızdan, şarabımızdan bir yudum aldık, kadehi kararlı bir şekilde masaya vurup hayal kurmaya devam...
Butun duygular ne kadar geciciyse o kadar geciriciler de.
Karisik meyve suyu sevmeyenler! Hayir yani mesela...
Eski erkek arkadasim yine baska bi eski erkek arkadasimin simdiki kiz arkadasiyla asna fisnedeyken ben butun bunlardan uzakta sonunda buyumus ve kendimi bile isteye kirmayacak yasa gelmis olmanin tadini cikariyorum.
Koskoca dunyada, ulkede, sehirde 3 kisi olmadigimizi bilmenin rahatligiyla beni butun bunlardan uzak tutan gercek dunyama minnetle!
kırk tilki hangi mühim durum için biraradalar
elimizdeki hazır görüntüleri nereden kesip birleştirdiğimiz kadarıyız. o kadar. hepimiz kurgu masasında başlayıp bitiyoruz. uzun uzun yaşıyor, yaşadıklarımızdan bir ‘anlam’ çıkarıyoruz. bok varmış gibi.kendi tek eserimiz diye millete tekrar tekrar izlettiğimiz bu kısa kurgucuklar bütün hakkında hiçbir şey anlatmadığı gibi kesip biçerken bazen biz dahi yanlış anlıyoruz. gözümüzden...
Ozlem.
Bi kadini mi bilmiyorum ama beni acik ara en cok etkileyen sey beni etkileyen bi adamdan adimi duymak. Adimi gormek ya da ( artik insanevlatlari olarak konusmaktan cok yazdigimizi goz onunde bulundurursak)
i (mention) u
bazen bana değil beni konuştuğun oluyor, biz genelde konuşmuyoruz ama sen bazen cümlelerinde beni mention ediyorsun. örneklerinde adım geçiyor, onun da dediği gibi, o da söyledi, ondan duyduğum kadarıyla gibi o’luyorsun beni kalabalıkta. kalabalık o an sanki ikimize bakıyor. o kalabalık bizim hakkımızda bi bok bilmiyor ama bakıyorlar. çünkü sen ve ben o zamanlarda mention eden ve mention...
November 2011
14 posts
gözünü kırpamadan
gözünün arkasına atmak kolay, kolaysa gözünün önünde yaşa. her gün, her anını, her hareketini, sana olanların aynısını, sana olanların farklısını, sana yapılan ve yapılmayanları, sürekli kıyasla kendini, kıyasıya kıyasla, kendine kıya kıya.
sonra gözünün önünde gözünün dibinde gözünün retinasında içinde bebeğinde sinirinde gör ama bi şey yapama!
bu hiç de acıklı değil, acıklı olan şu, biz...
kısacık bi süre önce upuzun bir süre sonrayı hayal... →
cok zor
Sınırlar var dudaklarda baslayan/ cok zor/ dikkat et kendine diye bi sarki vardi. Cocuktuk biz o zamanlar, buyuduk hala var o sarki. Hala ben birinin hayatindan giderken ayni seyi soylemek istiyorum. Cok zor. Dikkat et kendine!
Yilani deliginden cikaran bi sey nasil tatli...
Annem yanimda bu tatil. Evde oturmus televizyon izliyoruz mutlu mutlu. Epey degisiklik oldu. Epey bildigin gibi degil. Bilmen icin anlatirim bi ara.
butun duygularim cesaretinden tut ofkeye kadar icime kacmis, korkmus artik kim bilir neden? Simdi onlari kim ne ve nasil disari cikaracak. Cok zor. Hayal bile edemezdim ama ben bildigin duvar gibiyim. Nato mermer icim.
Eline saglik.
bana öyle bakma
tarihsiz klişelerle yaratılan talihsiz diyaloglar ve iç monologlar.
dış/ gün:
bütün bunlar olurken kızın içinde şu şarkı çalmaktadır ( iç şarkı)
-asabisin sen çok ama çok.
- şimdi değilim bir ara sana aşık olmanın köşesinden dönerken asabileştim. zordu.
- dönerken mi.
(ha siktir biliyo işte, dönemediğimi biliyo, nerden anlıyo ki, hala mı saklayamıyorum koca kadın oldum, döndüm döndüm,...
ürünümüz çok sattı
önce bi panik, sonra uykusuzluk, sonra karen’in gönderdiği şarkıyla yarıda kesilen pamuk gibi hissetme hali, derken…
bir sürü kalem aldım. da nereye kadar. kaç kalem çeşidi vardır ki dünyada.
October 2011
9 posts
1 tag
denge döngü dengi
biz farklı farklı kelimeler seçerek aynı şeyi anlatıyoruz? sen aynı şeyi anlattığımızı anlıyor musun? hikayeleri farklı farklı mı aynı aynı mı dinliyorsun? birimiz gitmek istedi hep öteki kalmak, böyle bi hikayeden arkadaşlık çıkabileceğine inanabiliyor musun? hiç aynı anda mutlu olmadık, bu doğanın bizim üzerimizden gösterdiği dengeydi sen bunu anlayabiliyor musun? birimiz şikayet ederken diğeri...
sen uyurken...
onu uyurken gördüğümde, sanki yanına uzanıp nefesimi onunkiyle aynı ritme getirmeliyim gibi geliyor. şimdi burada kanepede uyuyor, ben yerimde oturuyorum. aşk özellikle karşılığını bir türlü bulamayan, insanın içine tıkışıyor bence. onu sürekli görmek çok zor, her dakika, bir de işe yoğunlaşmam gerekirken,
ama o uyurken uyanık kalmak en zoru.
hadsiz düştüm.
çok yorgunum, zannediyorum ki beni yoran sensin, o. yok aslı. çok yoruluyorum, kendimi yoruyorum, olmayacak işlerle.
after before
Askin entrikali dramali ne olacak simdili hali gecince yemek sonrasi agirligi gibi bi agirlik cokuyor uzerime. Dugmemi acsam da gecmiyor o siskinlik. Yine ne cok yedim diye hayiflanip dururken tekrar acikagimi unutuyorum.
Sabah bugun ne olacak diye uyanmak butun alarmlardan daha etkiliydi. Simdi heyecani gecti.
Durup hazmetmeliyim, bu agirligin gecmesini bekleyerek, di mi?
yeniden yenilen ama yenilmeden
dün yeni bi eve ve bugün de yeni duygulara taşındım. o sana anlattığım aşkı unut. kayıt altında tutma. hafızanı yönetmeyi öğren. yeni için bu gerekir. yeniyi seviyorsun sen. alışkanlıkların yok. geçmişi sürekli özlediğinden daha çok gelecek için heyecanlanırsın ( bu kısmı doğru değil ama ideal idare et)
o evi bıraktım, o eskileri attım, o adamı unuttum. ekim böyle başladı.
September 2011
19 posts
Serzenis
Bana hayal dunyasinda yasiyorsun dedi: butun hareketlerini kendime gore yorumluyordum, her halinden bi sey cikartip her hareketinden nem kapiyordum. Hakliydi yani. Iyi ama ben bu kadar zeki gecinmeme ragmen salak miydim?
Anlamamakla anlamak istememek arasinda bi fark var miydi yoksa ben salak miydim? Yapma o kadar mi? Gunduz dusleri mi bu? Ama bakmisti soylemisti gelmisti aramisti? Oyle degil...
3-4 tweet'lik bi hikaye
üzülmeye vaktim olsa çok üzülürdüm, yazmaya vaktim olsa uzun uzun yazardım, bir sürü söz oyunu yaparak ve aralarda olayı oldukça basitleştirerek. ağlayabilirdim, eve kapanıp tozun içinde boğulabilir, önüme gelen omuza kendimi hararetle emanet edebilirdim. vaktim yok. bu yüzden bu konuda böyle kapanıp gidecek. not düşmek gerekirse her meşgul insanın ‘ancak’ yapabildiği gibi:
‘ben...
yanılmaktan yanlış mı olur?
biz insanlar sık sık yanılıyoruz. biz insanlar dediğime bakma ben epey yanılıyorum. bunu da biz insanlar kispesine koyup kendimi yalnız hissetmemek istiyorum. nolur sen de yanılıyor ol. dünyadaki bütün yanılgılar benim olmasın nolur.
üst üste gelmiş olsun, tesadüf olsun, sonra yeri dolsun, bu telaşım son bulsun, bu sadece benim olmasın, o da yanılsın, o da düşünsün, o da burnunu yerden alsın...
Prayer post
Ilk defa bu kadar icten istiyorum.bu duygudan kurtar beni.
adventures of bob!
fatih’le yeni can sıkıntımız. office boy bob’un ajans maceralarını kaçırmayın!
http://blueofficeboy.tumblr.com
sesk
adam kadınla sevişirken seslendiği gibi, ama aynı vurguyla, aynı kelimeyi bi köpeğe seslenir. bu an bi filmde yaşanmalıdır. böyle bir anektod kişinin kendi hayatında yer aldığında fazla absürd olur ve hiçbir yönetmen bakış açısıyla açıklanamaz.
sevişme hafızası silinmez, her şey silinir o kalır, bu yüzden sevişirken hatırlayacağınızı ve hatırlanacağınızı bilin. sevişirken birbirinize...
Love & breakfast
Kahvalti ederken seni aklimdan cikaramiyorum. Kahvaltilar hep tek kisi icin fazla. Ve mutlulukla ilgili. Ben sana cok asik oldum bu yasta. Bi menemeni dahi paylasamayacak kadar uzaklasmamiz bunun akabine duser.