March 2010
167 posts
beni biraz sever misin?
tavandaki yıldız
karen’in gece lambası kocaman mavı bı yıldız seklinde. Yarının pzt oldugunu bıle unutucam nerdeyse.
crash
Gurultulu bı yerde bırbırımızden kacmak daha kolay olacak ama belkı bı sarkının ıkı uc yerınde denk gelırız. Kareoke’den nefret edıyorum. Bı oncekı sefer bu sebeple cok cok sarhos olmustum.
February 2010
85 posts
nedenini düşünemeyecek kadar mutluyum
sen bana bakma başla...
ayrıca baharın, mart’ın ve ayın başlangıcının pazartesi’ye denk gelmesi başlangıç takıntılı bi kadın için şahane bi durum. hayatta hiçbir şey yapmadığım kadar çok başladım.
mart
bahar geldi. ben her bahar aşık olurum geyiğinden tut bahar alerjisine kadar herşeyiyle… bana toprağa düşen cemrelerden bahsetme. ben takvimlerle konuşuyorum. hani ilkokulda duvara asılan mevsimler tablosuyla. didaktik benim bahar duygum. mart kapıdan baktırır ve eskiyen ne varsa yaktırır. ve dahi mart’ta bütün kazmalar ateşe atılır!
hoşgeldin mart!
sillylittlemiracles:
mrr
hihi daha bi kaç dakika önce benim de aklımdan geçti.
bavul
şimdi birazdan bavulumu toplamaya başlıyorum. yaklaşık 1 aydır burdayım. bavulum dediğim ev buraya taşındı resmen. yok benim ruhum kaplumbağa yapacak bi şey yok! giderken bu 3 hatunu da almayı planlıyorum.
ama ama çok sarhoştuk ama.
stop motion
buraya koymaya çok üşenmekle birlikte pinhani’nin zaman beklemez video’su ne güzel olmuş. ben pinhani sevmiyorum. tolga’yla bodrum’da dinleyecek başka hiçbi şey olmadığı için arabada yüksek sadakat ve pinhani dinlerdik. ablasının cd’leri. o zamanlar pinhani de güzeldi tabii bodrum vardı bi kere arka fonda. bi de piran’da üçümüz, roma’da özlemle ben zaman...
henüz çizemiyorum ama çook eğleniyorum
hık
aynı anda hıssettigim bissuru sey sebebıyle pek bı sarhosum. Pek bı mutluyum. Arızalarını duzeltmeye calısırken acayıp vakıt kaybetmıssın kızım. ayaklarım yere basmıyo kı kosabıleyım sana yetısmek ıcın kuzum. Boyle ıyı… havada ıyı sen arada ugra buralara. Hık.
hippopotam bi bünyeye sahibim ben. hoppipotam da bi enerjiye. dönüp dolaşıp kendime dönüyorum ve buna bayılıyorum.
tv guide
sevgili foxcuğumun ‘do u think u can dance’ adlı programı kadar erotik bişi izlemedim ben.
the day after tomorrow
kaç gündür ev hastası olduğum için yarını pazartesi zannetmekteyim. yarının cuma olması ve evde geçen günlerin sonunda hemen cuma ertesini yaşayacak olmak nasıl bi duygu anlatamam. bu hafta işler yoğun olur mu bilmem ama finkler çok yoğun (bak hala hafta başlangıcı zannediyorum. ben haftayı cumadan başlatıcam bundan sonra güzel oldu)
en çok defterimi özledim. salak gibi onu ajansta bırakıp çizim...
cumartesi kabalcı. sıradaki yazar ayn rand. en çok o yakışır bu döneme. sen güzeldin ama fazla naiftin marc levy. hoşçakal
The Hitchhiker's Guide to the Galaxy
If there’s anything more important than my ego around, I want it caught and shot now.
biten aşklar müzesi aşkla ilgili duyduğum en güzel fikirlerden biri olmasının yanında galiba her kız evladının aklına gelmiştir. ayrıca adı aslında özlem olan ozztrojen de çok güzel yazmış.
@büşra
saçlarımı 2 kez boyattım çünkü ilki kesinlikle ben değildim. bi kaç gün dayanabildim kumral olmaya. sevgili işi kesinlikle bitti. üstelik ona mı yazıyorum daha neler hiç yazmıyorum. pek yazmıyorum o doğru çünkü biraz hastayım. (biraz mı) ama tam senliğim tam bizlik tam kıvamda. o arabanı ben evime geçince beşiktaş’a doğru sür. bu blog’dan al haberi bitsin artık. kahve midene dokunursa...
oscar gecesi öncesi oscar filmlerini tamamlamaya çalışıyoruz ama benim içim şişti. çok çok mutsuz filmler hepsi. hiç hiç mutsuz olmak istemiyorum şu ara. hele bugün precious iyice dibe çekti beni. bir an önce iyileşip filmlerden çıkıp gerçek hayata geçebilirim umarım.
bkz 'nine'
dünyanın en güzel kadınları adını haykırıyor. üstelik yarı çıplaklar. çırılçıplak sadece fonotikte bu kadar seksi. örtünmek güzel. penelope cruz o muhteşem performansından sonra ’ guido’ diye gırtlağını çatlatırken filmde yine de mutsuzluktan ölen adam yani guido tek bir kadını sevemeyeceğini kabul etmiyor ısrarla. bu yüzden mutsuz.
tamperamanın tavanda senin guido. ve o kadar...
Achievement of your happiness is the only moral purpose of your life, and that happiness, not pain or mindless self-indulgence, is the proof of your moral integrity, since it is the proof and the result of your loyalty to the achievement of your values.
…
People create their own questions because they are afraid to look straight. All you have to do is look straight and see the road, and...
neyin fırtınası
beynim kalmadı estirmekten.
hah çok sevdim saçlarımı :)
penolope olamasam da özlem oldum yine.
ve penelope cruz loreal saç boyasının yüzü olur…
karen: e bak penelopenin rengi buymuş işte
ben: ama kızıllık var ya bunun içinde
karen: e olsun sen bu kadın gibi görünmek istemiyo muydun. bi tek saçın eksikti zaten
yandaki teyze: puhahahahahaahhahaha…
ben: bu da benim en yakın arkadaşım işte!
(kafamda şu an sadece boya var. ne renk çıkacak bakalım. dı dı dı dın)
there is a drama in every biscuit's crema
hayatın draması varsa rondonun kreması var diye reklam yapıp rondoları hüplet kiloları kabul et alt metnini yutan sevgili meslektaş; asıl drama insanın göbeğindeki kat kat krema. bi siktir git! kremalı bisküvi çektirme insanın canını.
fillintheblanks
oha bu sefer cidden şahane bi çizim defteri aldım. üstelik defter almakla kalmadım ilk resmimi çizdim. bi de yıllardır aradığım ispirtolu kalemleri buldum. yanlışlıkla toplantıda unuttuğum defterimin aynısından aldım. film için oyuncu bi arkadaşımı ayarladım. senaryonun sonunu azıcık toparladım. sahneye oyun koymak için yönetmen buldum.text de hazır.
yorgunluktan ağzıma sıçılsın. uyku uyku diye...
’ i need your loving like the sunshine’ kadar aşka cuk oturan ve içime oturan başka bi cümle daha yok şekerim. ışığı yak!
4 kadın
aynı evde yaşadığında çok gülüp çok ağlıyosun. 1 kadın tek başına yaşadığında çok yalnız hissediyosun. bu çıkarımlardan sonra hava koşulları beni evime göndermek için iyileşip dursada ben daha iyileşmedim. gitmem!
gökçe,
seninle aynı anda yazıyoruz ya birden oturmuş sohbet ediyoruz gibi hissettim. canım da anında kahve çekti. hayatım şu sıra tam sana anlatmalık uzun uzun. mail yaz deme ama seslendirip mimiklendirmeden olmaz.
fida film arası
blind side kötü bi film mi benim ruh halim mi kötü anlamadım. dün gece de bi takım aksilikler yüzünden soul kitchen’ı yarım bırakıp çıktım. tamamlayamıyorum artık ben filmleri. yarım yamalak bi seyirci oldum. o değil de ben şu senaryoları hayatımda yaratıp ağzıma sıçmak yerine bildiğin yazar mı olsam. onu da yarım bırakırım di mi ama.
maymun, iştah… iştah, çok acıktım yaa bence bütün...
topuklu ayakkabı tamam ama ben bu gece taksime nasıl gidicem metroya nasıl binicem bunlarla. bi topuklu ayakkabıyla sex and the city olmuyo hani sex hani city!
'arda erdik'cim demiş ki :
Hayat loop’lamaya mı başladı, bana mı öyle geliyor?..
şerçe ne lan yürüyemiyo zıplıyo bi kere!
özlem abla içerden sezen aksu açtıkça hele bi de şarkı yüzünü dökme küçük kız olunca topuklu ayakkabıların etkisi git gide azalıyor. omuzlarım çöküyor ve pijamalarımı geri istiyorum. hemen kulaklık lütfen ve biraz juliette &licks. hiç üzülesim yok bugün üzgünüm.
kırmızı, topuklu ve ayakkabı
yaşamla aramdaki bağlar zayıfladı. her an düşebilecek gibi ucundan tutunuyorum. sıkı sıkı bağlı olmamak ama düşememek en kötü nokta. nokta. eskiden böyle değildi, düşmek çok kolaydı. kendimi bırakıyordum aşağıya çünkü tekrar tırmanmak çocuk oyuncağıydı. onlarca temrin sonucunda kazandığım çevik bi ruh haliyle dere tepe bayır dolaşabilir “karışık bu aralar ruh halim” cümlesini rahatça...
heidi kolyesi buldum. oha cidden buldum aynı heidi. hiç bi kolyeyi bu kadar sevmemiştim. görsen heidi bu.
tartar
diş fırçası ve aşkla ilgili şimdiye kadar ne kadar şey yazılmışsa hepsi doğru. bi tane daha eklemeye gerek yok ama sabah yanlışlıkla onun diş fırçasını kullandım ve banyonun ıslak ve soğuk taşına oturdum kaldım sonra. şimdi karnım ağrıyor.