April 2010
80 posts
genç kızların sevgililerini bir hayvana benzetme...
sen panda’ya benziyorsun. ama sana daha önce birileri mutlaka panda demiştir diye bunu söylemiyorum. pandalı çoraplar buldum internette heyecanlandım hatta iki parmağımı birbirine dokundurup seren pala’ nın ay bu çok tatlı hareketini yaptım ama işte mutlaka sana panda diyen biri vardır, tek eşliliğe hiç inanmamakla birlikte hastalıklı bir şekilde hafızada tekliğe inanıyorum.
elveda...
i <3 ki bence bu bi kalpten çok karikatür pipisine benziyor:
bu sabah keşfettim ki ben sanatçı ruhlu adamlardan zerre haz etmiyorum ve inek ruhlu adamlara bayılıyorum. gözlük mesela bence çok etkileyici bir şey. dünya’ya bi vizörden bakmaktansa numaralı bir camdan bakmak daha güzel. bak gerçekten.
analitik!
biri google’da ‘insanın çok yiyip doymamasının nedeni’ yazıp benim bloğuma girmiş. o benim işte çok yiyip dolmayan. ay doymayan! :)
uf
bazen ve mesela bu gece yalnız uyumaktan korkup salonun ısıgını ve televızyonu acık bıraktıgımı ıtıraf etsem-ıcerde yasam devam edıyormus gıbı- bıraz olsun kurtulabılır mıyım bu ıcımdekı guclu cadıdan!
alper canıgüz Green Grass‘ı türkçeye çevirmiş… ve demiş ki
Tom Waits’in Green Grass şarkısı, özellikle Cibelle’in mükemmel yorumuyla bugünlerde internette epeyi dönüyor; nitekim Samed Karagöz, Afili Filintalar’da da 3 ayrı versiyonuna yer vermişti bu şarkının. Benim de çok sevdiğim, dinlerken pek hislendiğim Green Grass’ın sözleri çok etkileyici, çok dokunaklı. Sanırım bu yüzden epeyi...
hafıza kartı
biraz cesaret, gerçekten değişebilirim, bu halim benim hoşuma gidiyor mu sanıyorsun? böyle sanmana yol açtıysam çok saçma, hiç gitmiyor aslında. bu ben de değilim içimde eli cetvelli hocadan mütemadiyen korkan ilkokul bebesi. canımı acıtmayacağını biliyorum benim tırstığım o cetvel o ele değdiğinde ya ağlayacaksın ya da ağlamamak için kendini kasıp kıpkırmızı olacaksın. şimdi düşün kaç yaşına...
p
pazar pijama ve patates kızartması pilates’ten daha guzeller sozlukte p harfınde. Tanrım gobegım buyuyor hızla!!
halının altı
bi evde beraber yaşayan iki kişiden biri o evden ayrıldığında, eve yeni gelen kişinin o diğerinin hala aynısını arayıp bulamadığı güzelim halının üzerinde pedikürlü ayakları ve kırmızı ojeleriyle yalın ayak dolaşacak olması ihtimalini düşündükçe evden ayrılan, annemlerin erkek arkadaşı onu terk ettiğinde evi yakan karşı komşusuna bile hak verecek hale gelir. yani bence.
22 04
şahane bı tarıh baslamak ıcın ya da bıtırmek ısteyen herkes baslamak ıcın bı bahane bulabılır.
şş
acayip sarhoş oldum. hsyst ki aslında s değil onlar a içince çok güzel. sarhoş oldum çünkü başka türlü dayanamadım bugüne. her şey çok gereksizdi. ben de gereksiz bi günü gerekli hale getirdim. sarhoş olunca yaptıklarından sorumlu tutulmamak ayrıca şahane. sebepsiz mutluluk gereksiz mutsuzluğu döver.
şu bi du bap bap!
sakin
kendime çok sinirleniyorum, kendime sinirlendiğim zaman kilitleniyorum. kendi kendine kızan bi insan çok yol kat edemiyor çünkü. yani nereye kadar kızabilirsin ki kendine. ne yapabilirim şimdi küsüp çekip gidebilir miyim. konuşmayayım mı kendimle bugün yani… çok saçma kendime sinirlendiğimde daha çok sinirlenip başka birine sinirlenmek ve sinir duygusunu eyleme dökebilmek istiyorum. sonra...
ah kız olmak ve kıl olmak arasındaki ince çizgi
hoppa
ajanstan kaçtık bütün gün bebek’te çalıştık. açık hava çarptı. kahve çarptı.
ben çarpıldım, cidden işinize yaramam artık, salın beni ben dışarılarda hoplamalıyım! hoppa olmak çok güzel bi şey değil mi ama ya! bahar daha da güzel bi şey, benim kafam da güzel. bi de bira içseydim öğlen ne olacaktı?
bi de çilekler çıkmış bi de çilekli limonata içtim. masada da söylediğim gibi ya çilek çok...
di mi..
üst üste gelen hayal kırıklıklarının kırık dökük parçalarını süpürmekle uğraşmaktansa yeni hayaller kurmaya vakit harcayacak kadar da zamanı efektif kullanmaya takılalım. pasaklı bi geçmiş zaman durağan bi şimdiki zamandan daha şık durur cümlenin sonunda.
bırden bıre yanı ıkıye henuz gelmeden
cumburlop sen çok tatlı bi kelimesin. ve bana cumayı anımsatıyorsun. öyle ani düşünmeden gerek duymadan yapılan bi hareketi anlatıyorsun. böyle benim tam tersim plansız ve kararsızsın. seni seviyorum cumburlop!
hikaye değil masal
tek istediğim yine şu an yavaş yavaş eve doğru yürümek, sallana sallana, sabaha yetişmek gerekmiyormuş gibi…
kimi kandırıyorum, neden kimseyi yanıma yaklaştırmıyorum, neden hepben hallederim diyorum.. saçlarımı sallandırıp şu 7. kattan aşağıya beni kurtarmasına izin versem, ya da bi elmayla bayılıp bi öpücükle ayılmak bana salakça gelmese, o gülü fanustan çıkarmasam, uçabileceğime inanınca...
optional title
gel sen bizim yamacımıza… (ya mektupları hala gönderemedim ne pislik bi insanım ben ya)
deoksiribo:
su askerligin ender guzel yanlarindan biri de, yakininda olmak istemedigin herseyden uzak kalabilme ozgurlugu saglamasi sanirim.
annemlerden sonra kardesım de burda, onu battanıyelere sardım sarmaladım… Cok mutlu bı sey abla olmak.
hold me like you never let me go...
hırkama bu şarkıyı söylüyorum sabahtan beri. kış geri geldi. fredy’nin dönüşü. beni yalnız bırakma ve sıkı sıkı sarıl! şarkı da çok güzeldir hani…
ilişik
ilişki milişki gıkım çıkmayacak o konularda dedim ama bak içimde tutamıyorum artık. şimdi bendeniz nerde hayatı olan bi adam var onunla arkadaş oluyorum. öyle neşeli, şen şakrak, cıvıl cıvıl olan erkekler kafamda ‘süper arkadaş olur bundan’ olarak kodlanmış durumdalar. ve fakat nerde sorunları olan ve düşünceli adam var ona aşık oluyorum.
sonra her seferinde diyorum ki ‘yok bana...