November 2011
14 posts
gözünü kırpamadan
gözünün arkasına atmak kolay, kolaysa gözünün önünde yaşa. her gün, her anını, her hareketini, sana olanların aynısını, sana olanların farklısını, sana yapılan ve yapılmayanları, sürekli kıyasla kendini, kıyasıya kıyasla, kendine kıya kıya.
sonra gözünün önünde gözünün dibinde gözünün retinasında içinde bebeğinde sinirinde gör ama bi şey yapama!
bu hiç de acıklı değil, acıklı olan şu, biz...
kısacık bi süre önce upuzun bir süre sonrayı hayal... →
cok zor
Sınırlar var dudaklarda baslayan/ cok zor/ dikkat et kendine diye bi sarki vardi. Cocuktuk biz o zamanlar, buyuduk hala var o sarki. Hala ben birinin hayatindan giderken ayni seyi soylemek istiyorum. Cok zor. Dikkat et kendine!
Yilani deliginden cikaran bi sey nasil tatli...
Annem yanimda bu tatil. Evde oturmus televizyon izliyoruz mutlu mutlu. Epey degisiklik oldu. Epey bildigin gibi degil. Bilmen icin anlatirim bi ara.
butun duygularim cesaretinden tut ofkeye kadar icime kacmis, korkmus artik kim bilir neden? Simdi onlari kim ne ve nasil disari cikaracak. Cok zor. Hayal bile edemezdim ama ben bildigin duvar gibiyim. Nato mermer icim.
Eline saglik.
bana öyle bakma
tarihsiz klişelerle yaratılan talihsiz diyaloglar ve iç monologlar.
dış/ gün:
bütün bunlar olurken kızın içinde şu şarkı çalmaktadır ( iç şarkı)
-asabisin sen çok ama çok.
- şimdi değilim bir ara sana aşık olmanın köşesinden dönerken asabileştim. zordu.
- dönerken mi.
(ha siktir biliyo işte, dönemediğimi biliyo, nerden anlıyo ki, hala mı saklayamıyorum koca kadın oldum, döndüm döndüm,...
ürünümüz çok sattı
önce bi panik, sonra uykusuzluk, sonra karen’in gönderdiği şarkıyla yarıda kesilen pamuk gibi hissetme hali, derken…
bir sürü kalem aldım. da nereye kadar. kaç kalem çeşidi vardır ki dünyada.