June 2011
48 posts
1 tag
1 tag
1 tag
boz
bi tatile gidicem alt tarafı ya. bozcaada soğuk mu olur, ayvalık’a mı gitsem, kafa karışıklığı, rezervasyon zorunluluğu bu nasıl bi çile. nerede o filmlerdeki sırt çantamı aldım gaza bastım umarsızlığı nerede biz modern insanların temiz havlu duygusu. yemin ederim tatilden soğudum - ahtapotları hatırla özlem kekikli zeytinyağlı-
too drunk to love
çok güzel çok naif çok ılık bir akşamın sonunda şaraptan sonra çay içmiş ve hafif de olsa kendine gelmiş bir bünye olarak ben kendimi bütün saçma karşılaşmalardan men ederim. ılık ılık devam edelim yaşamaya buz keserek başkalarına ısınarak kendimize.
rüyasız uyku.
ah şu an bi sahil kasabasında hafif yanmış çokça yüzmüş ilk biramızı içmiş gölgede elele uyuyor olmalıydık! biri de yanımızda götürdüğümüz onlarca tatil kitabından birini okurdu bize biz uyurken. rüyamıza girerdi bestseller’lar! bize müzik çalmayan bi sahil iki şezlong seç ve beni sev artık!!
müzik ruhun kaltağıdır.
hayatımı müzik dinlediğim siteler üzerinden takip edebilirsin. bi ara çok sakindim ve bütün fazlalıkları atıp minimal bir hayat kurabilmek için minimum hareket halindeydim. o zamanlar fizy’de frank sinatra dinliyordum. sonra bir ara ki sosyal yeteneklerimi azıcık daha geliştirsem bu kadar yabani olmasam dediğim bir dönemdi hypemachine’den dinledim. başkaları nelerden hoşlanıyor...
kafasız!
başım havada kalırken ağrımasın, dönmesin. duracak bir yerin varsa dur yoksa yürümeye devam et. hiç düşünmeden yürü, aynı ritimde nefes alıp vererek, ayaklarını kalbine uydurup, yalnız olduğunu fark etmeyecek kadar hızla ve yalnız kalmak isteyecek kadar kalabalıklar içinde.
sana bazen başımı uzatıyorum. sadece omzunu uzatman için. bazen ayakta tutamıyorum başımı sana uzanıyorum. iki dakika öyle...
post rulet!
random tuşuyla o kadar eğleniyorum ki kendi postlarımdan fal tutup sırf bu aptal şeyi keşfetmeme neden olduğun için bile seni çok seviyorum fab <3
let me kiss u ya da türkçesi bi kereden hiçbir şey...
http://grooveshark.com/#/search?q=let%20me%20kiss%20you
1 tag
yek.
yalnızlaştık hepimiz, yalnızlaştırıldık ya da yalnızlaştırdık kendimizi. ilişki dediğin şey artık hep kavanozda ama galiba en kötüsü seneler sonra ‘tekrar’ yalnız olmak. benim fobim bu galiba. belki de o yüzden kimseyle çok beraber olamıyorum. bi tarafımı hep yalnız bırakıyorum. seneler sonra tekrar yalnız olmanın ürpertici soğukluğuna rağmen gidebilen kadınlara da bayılıyorum. bu...
remember when you loved me
vakti geldi - http://fizy.com/#s/20js98
paperie →
paperie nişantaşında küçük bir kağıtçı. kendi kartpostalını defterini mektup kağıdını yapabilmen için bir sürü malzeme var. ortadaki tahta masada aldıklarını hemen yapmaya başlayabilirsin. yakında burada workshoplar başlayacak ki bunlardan biri umarım benim arkadaşım olacak. paperie içerde kalma hissi yaratıyor. üstelik sahibi eski bir reklamcı. teşvikiye’de caminin arkasındaki...
değiştirmek
her gün aynı yoldan gidiyorum eve. bir gün sadece bir gün yolu değiştirdim reklam yazarlığını bırakıp kartpostal satmaya başlayan bir kadınla ve bütün günümü geçirebileceğim bir yerle karşılaştım. aslında sadece kartpostal değil kağıtla ilgili her şeyi satıyor. yakında adresiyle birlikte bahsedicem ama şimdilik adı paperie.
bu tesadüf de değil bi işaret de. bu sana yeni şeyler vermeye her an...
erotikli post
birbirine dokunmadan dokunan dişi ve erkek dokunduklarında kim bilir neler olur. kimse bilmez. cıss.
elma dersem de armut
bir arkadaşımıza gelen ya aklımdan çık ya hayatımdan maili beni uzun süre düşündürdü en azından 1-2 saniye. ben de dedim ki ya aklıma gir ya hayatıma! ikisi de olur. etrafta hiç azıcık kelebek yok ki yutasın!
gecenin yarısı yolun yarısı
ece temelkuran’ın yolun yarısı kitabını okurken ben dün gece yarısı asıp kestim kendi içimde ve bu sabah işe gelmeyeceğimden bavullarımı toplayacağımdan neredeyse emindim. belki saatler içinde hayatımı değiştirecek cesarete sahip değilim ama ben de fena değilimdir bu konuda. neyse gece gece uykularımı kaçıran yazıların bi kısmına dönersek:
‘eğer yeterince başarılı olamazsak,...
1 tag
love me do!
http://fizy.com/#s/16w0hm
benim ne işim var kenan konserinde
hem sıkıldım hem belim ağrıdı hem arada sibel can çıktı hem hiç benim ergenlik şarkılarımı çalmadı hem de mızmızlanabileceğim birinin yanında bile değildim. yani ne manasızdı. önce dedim ki açıkhava’da konser iyi gelir insana e sonra arka kapıdan bedeva girmenin rahatlığı da var. ama içim dar. sığamıyorum ben öyle konserlere. patlayan fişekler ışıklar vesaire zaten filmde miyiz noluyo lan...
misal
ben prozac’ını sabah kahvesiyle yutan bir iş kadını oldum ama aklım hala onu öperek işe gönderip çayın altını kapatan kadında bir de gece olmadan uyanan bütün gece yazan sabah gün ışığında kendini daha çok yazabilmek için kapatan kadında. bu üç kadın aynı bedende nasıl yaşar. bu üç kadından başka birine nasıl yer kalır. neyle nasıl tatmin olabilir. çay kahve portakal suyu ya da brendi aynı...
mandalina ağacı altında biz
ters aşılanmış mevsimsiz açan mandalinalar altında saçma halimizden bahsederken burcu dedi ki: ’ biz de bu mandalinalar gibiyiz, ters aşılandık başka mevsimlerde açtık.’ ben o günden beri bunu yazmak istiyorum. özer, ben, burcu mandalina ağacının altında ters aşılı halimizle düpedüz şaşkın tanımadığımız bu mevsime bakakaldık!
ki
bazı kadınlar birbirlerini kendilerini sever gibi hırpalayarak severler. iki kadının ilişkisi çok acayiptir. asla iç içe geçmeyen ama dışında kalamayan almadovar ilişkileri gibi bizimki de ama uzun yoğun geçmişi de var. bi filme sığmaz.
1 tag
mesela cennet
bence herkesin sadece görmek istediği insanları gördüğü bir yer olmalı. yani ‘güç’ de ben bu insanı görmek dahi istemiyorum diyerek çekip gidebilmek kadar olsun başka ihsan istemez. onlar konuşurken ben sandalyemden yavaş yavaş kalkıp sessizce odadan çıkmalıyım ve tabii ki fonda u’ll never walk alone çalmalı. öyle de bi dünya. yani hoşçakal bile diyemem.
geçici
insan çok acayip şeylerden etkilenebiliyor bazen. hormonlarla açıklama sığ duruma düşersin. daha derin ol. aslında o durumun senin geçmişinde dokunduğu bi yer var de. o sana dokununca geçmişin de dokunmuş sayıldı de. tamam tamam hormon de geç!
log
aaa saçımı kestirmişim
çok şahane olmuş bayılmışım
teşekkür ederim
alkol sahnede durduğu gibi durmaz
me myself and mickey mouse
geçen gün bir marka için segmente gençlik sunumu yaparken hayatımın hiçbir döneminde segmente olamadığımı fark ettim. hayatımın bir döneminde genç olduğumu ama artık olmadığımı da fark etmekle birlikte bu iğrenç cumartesi gününde buna değinecek değilim. neyse; segmente olamadım ben bi tane olamadım hep alakasız alakasız dolaştım. bu da şimdi dolapta asla birlikte giyilemeyen milyonlarca farklı...
fuck you bizi kesmez
her kadın şuursuz bir erkekle karşılaşabilir patronun baban eski sevgilin sevgilin sevgilin olabilmeyi bile beceremeyen biri… neyse kim olursa olsun bu şuursuz bi siktirsin gitsin. şimdi biz siktir git demenin insanı neden bu kadar rahatlattığına dönelim. içinden dışından bağırarak fısıldayarak mimiklerinle fark etmez çıktığı yeri temizler işte. en güzeli seslendirmek tabii ama okumasını...
gökçe
bugün çok andım seni çok. mail atacaktım ya fotoğraflarımızı bulunca vazgeçtim post atmaya karar verdim. bi gidip içmek istiyorum ki aylardır sorma. zaten kaza sonra başka şeyler şimdi de etraf dağınık. bugün hatice’nin doğumgününe gidecektim burgaz ada’ya ama sen beni biliyorsun bazen çok yabani oluyorum. tanımadığım insanlar eskiden aşık olduğum bi adam vesaire hepsi bi masada...
rüya spekülasyonu
rüyamda olmayacak biriyle seviştiğimi söylemem üzerine tahminler başlar: gökçe karen’i, karen gökçe’yi, kimileri özer’i gördüğümü zanneder. uzaktan arkadaşlarına aşık olma ihtimali olan biri gibi (kız da olsa hatta) görünmemin sebebi sanırım bi arkadaşıma aşık olmuş olmam. o da o kadar arkadaşım değildi be. kendinize gelin. ne alakası var :)
browse more air
blogu değiştirdim ama tedbil-i template’de de ferahlık yok. pencereyi açın. klima’nın oksijeni yok salak. ah bu serinletmeyi üflemek zannedenler. çok sıcak değil de hava böyle sanki baharsız gelen yazdan mı ne bunaltıcı. yani benim ne güzel baharlık montlarım vardı. nevresim değiştirir gibi mevsim değiştireceksen benim de aynı kalmamam gerek. sana ayak uydurmak için baharlık...
deepnot
sürekli başkalarının başına gelen hikayeleri okuyorsan iyi bir okuyucusun demek bu süper! ha başkalarının başına gelen hikayeleri yazıyorsan orada bi problem var dikkat et kötü bir yaşayıcı olabilirsin!
cevap veriyorum gökçe
gökçe, karen’e aşık olmadım. zaten aşığım galiba. ama rüya cinsi içerikliydi. karen’le öyle bir deneyimi rüyamda dahi yaşasam bilincimi değil kendimi imha ederim. homofobiğim ben biliyorsun. kadınlardan ve memelerden şiddetle nefret ediyorum. rüyamda aşık olduğum ‘adam’ tanıdığın biri değil ve fakat tanısan seversin. bu da beni korkutur. üzerinde love yazan iğrenç tiksinç...
rüyacıktan
kadınların en sık aşık olma şekli rüyalarına inanmalarıdır. sıklıkla, rüyalarında ilişki yaşadıkları adama gerçekte de aşık olurlar. erkeklerin rüyalanma olarak adlandırdıkları istemsiz cinsel ilişkiler gibi kadınların da rüyalarda buluşuruz aşkları var yani. şimdi yıllardır tartışılan rüyayı bilinçaltı mı yaratır rüya mı bilinçaltını yaratır konusuna geri dönersek ben dün gece rüyamda çok fena...
mantı ve mantık
dün gece 11’de mantı yemeye çıktım nişantaşı’na. sonra yürüdüm falan ama kar etmedi tabii gece gece o kadar hamur. eve gelip ece temelkuran’ın yolun yarısı kitabını okumaya başladım ki birden bire ne hıçkırıklar. ne güzel yazıyorsun be kadın yaşamadığımız hayatlardan ne kadar zavallı olduğumuzdan vesaire bahsederken o mideme oturmuş mantının yanında yerini aldı...
ben cumayı sevmiyorum ama cuma da beni sevmiyor
http://grooveshark.com/#/s/R+zgar/2NJHBV?src=5
özlem'e →
babamdan tut sevgililerimde bırak hayatımda bir sürü erkek var. ama gökçe bana kendi hariç şeyleri de sevdirebilmiş dönüp kendime bakmamı sağlayabilmiş bendeki bütün arızaları görüp yine de sevebilmiş yegane erkek. şimdi sabahtan kalmış soğuk kahveyi içip bunları yazarken gelse de şu kahveyi tazelese diyorum.
zira doğum günümde beni bi kere daha tazeledi severek. hep sevsin.
gerekyokki:
ben...