kırk tilki hangi mühim durum için biraradalar
elimizdeki hazır görüntüleri nereden kesip birleştirdiğimiz kadarıyız. o kadar. hepimiz kurgu masasında başlayıp bitiyoruz. uzun uzun yaşıyor, yaşadıklarımızdan bir ‘anlam’ çıkarıyoruz. bok varmış gibi.kendi tek eserimiz diye millete tekrar tekrar izlettiğimiz bu kısa kurgucuklar bütün hakkında hiçbir şey anlatmadığı gibi kesip biçerken bazen biz dahi yanlış anlıyoruz. gözümüzden kaçıyoruz.

onu neden oradan kestim, o adamdan o işten neden orada ayrılıp o eve o şehre neden orada taşındım, hangi sekans daha uygundu ki, ben hangi şahane geçişi kıl payı kaçırdım. bütünü unuttum, ayrıntılara takıldım. yani diyorum ki nereden biliyor hangi gülümsememi kullanacak kurgucu ben, o saniyedekini mi akabindekini mi, nasıl o kadar emin, ya da o çocuğun hangi göz kırpışı aklımda kalacak.

kırk tilki kırk bir yandan kesip biçiyor şimdiki zamanı, bir sürü soru, o öyle olduğu için mi böyle şöyle olduğu için mi. senaryoyu bilsek de yolda kayboluyoruz. mutlu sona giderken mutsuz sahneleri atmaya çalışıyor, mutsuz sahneleri atacağız diye kendimizden oluyoruz.

ben sordukça bölünüyor, kuşkulandıkça kurgulanıyorum.
