okur yazar pazar
istanbul modern’in kütüphanesinde saatler geçirdim. müzeden gelen sesler ve hamur kağıt kokusu arasında yan masada oturan çocuğun kitaplarından kim olduğunu çıkarmaca oyunu oynayacak kadar sıkılıncaya ve müze kapanıncaya kadar. kitap için araştırmaya koyuldum bi yandan bi yandan da bir şeylere yetişme telaşını durdurdum. içerisi sıcaktı dışarısı buz gibi. çıkınca kaskatı kesilip kendimi bu sefer bir kitapçının cafesine filtre kahve ve cheesecake’e zor attım. oturdum bi kitap bitirdim ve alakalı alakasız notlar aldım. kitapta feramondan ve hormonlardan bahsediyordu bol bol o ruh haliye ‘ah’ dedim ‘ah min-el aşk’. cheesecake’in üzerindeki çilekler ve feramon bende saçma sapan duygular uyandırmıştı ki ramiz köfteye uğradım. biber turşusu beni kendime getirdi, ben kendimi eve götürdüm.
